
KADIN DA VİSKİ İÇER…
“Dear Wendy”…Bir grup asosyal çocuğun tek ortak ilgi alanı, sonradan adını“Wendy” koydukları bir silahı konu eden filmin adıdır. Wendy hakkında fiziksel her şeyi öğrenirler, aslında tüm silahlar hakkında tam anlamıyla usta olurlar, ancak bir tek kuralları vardır; “asla canlı hedef gösterilemez”. Zombies grubunun müziklerini bestelediği bu film bana “takıntının güzelliği” hakkında olağanüstü hisler vermişti. Benzer hisleri yıllar sonra “Jack” adında bir adam ile yeniden yakaladım. Bu sefer bir grup çocuk değil, kadınlardı takıntı sahipleri. Hepsinin hayatında Jack vardı. Kimi onunla tanışalı aradan 20 yıl geçmişti, kimi Jack’i komşusuyla paylaşıyordu. Hatta aralarından biri Ondan kocasına bile bahsetmişti. Jack ile tanıştı tanışalı karısının hayatındaki olumlu gelişmeleri gözleyen koca, her şeye rağmen karısına hak vermişti. Çünkü 1.57cm boyundaki Jack Daniel isimli büyük adamın 1866 yılında Tennessee’de yarattığı Jack Daniel’s isimli viski bu kadınların ortak tutkusuydu. Onlar Jack ile mutfağa giriyor, Jack ile eğleniyor, Jack ile özgürleşiyorlardı.
Hafif içkiler kadınlar için sadece bir dayatma!!!
Bir şey, kendinize ne kadar tekrar ederseniz başınıza gelirmiş. Yıllar boyu kadınlara “hafif içki” öylesine dayatılmış ki gerek kendileri gerekse etrafındakiler buna inanmış ve yüksek alkollü içkiler bir türlü kadınlarla özdeşleşememiş. Buna karşılık, Sümerler döneminde içki sunulan barların kadınlar tarafından yönetildiği düşünülürse medeniyetler içinde kadının içkiye uzak kalmasını gerektirecek bir sorun olmadığı anlaşılabilir. Bugün İngiltere’ye baktığımızda toplam viski tüketiminin ¼’ünü kadınlar gerçekleştirirken, İskandinav ülkelerinde de hatırı sayılır bir oran olduğunu söyleyebiliriz.
Şimdi: Whisky üzerine bir Case Study Gerçekleştirelim
Angela Howard, 37 yaşında, New York’ta yaşayan, tasarımcı bir hanımdır. Haftanın en az üç günü, iş çıkışı, 510 Hudson Street’te bulunan Employee’s Only” isimli bara gider ve orada genellikle tek başına 2 saat geçirir. Bu barı seçmesinin ilk sebebi barda bulunan whisky çeşitliliği, ikincisi ise işine yakın olmasıdır. Angela her gittiğinde whisky’nin engin dünyasını keşfetmek, onu daha yakından tanımak için ister Tennessee, ister Islay veya Irlanda, gözüne kestirdiğinden bir bardak sipariş ederek whisky ritüeline başlar. Yudumlarken notlarını alır, sonra bu yorumlarını blog’unda paylaşır.
Onu gözleyen bar sakinleri acaba ne düşünmektedirler?
Angela’nın “maskulin” bir kadın olduğu konusunda fikir birliğine varırlar. Çünkü onların gözünde kadın renkli, süslü içkilerle veya kahvenin, çikolatanın perdesindeki alkol çeşitleriyle mutlu olabilir. Yine onlara göre whisky imajı, en az orta yaşlı, oturaklı, hatta mümkünse sakallı adamlara mahsus bir görüntü olmalıdır. Oysa Angela, bardaki erkeklerin kapasitesini ve hırsını adeta taciz etmektedir.
“Dear Wendy”…Bir grup asosyal çocuğun tek ortak ilgi alanı, sonradan adını“Wendy” koydukları bir silahı konu eden filmin adıdır. Wendy hakkında fiziksel her şeyi öğrenirler, aslında tüm silahlar hakkında tam anlamıyla usta olurlar, ancak bir tek kuralları vardır; “asla canlı hedef gösterilemez”. Zombies grubunun müziklerini bestelediği bu film bana “takıntının güzelliği” hakkında olağanüstü hisler vermişti. Benzer hisleri yıllar sonra “Jack” adında bir adam ile yeniden yakaladım. Bu sefer bir grup çocuk değil, kadınlardı takıntı sahipleri. Hepsinin hayatında Jack vardı. Kimi onunla tanışalı aradan 20 yıl geçmişti, kimi Jack’i komşusuyla paylaşıyordu. Hatta aralarından biri Ondan kocasına bile bahsetmişti. Jack ile tanıştı tanışalı karısının hayatındaki olumlu gelişmeleri gözleyen koca, her şeye rağmen karısına hak vermişti. Çünkü 1.57cm boyundaki Jack Daniel isimli büyük adamın 1866 yılında Tennessee’de yarattığı Jack Daniel’s isimli viski bu kadınların ortak tutkusuydu. Onlar Jack ile mutfağa giriyor, Jack ile eğleniyor, Jack ile özgürleşiyorlardı.
Hafif içkiler kadınlar için sadece bir dayatma!!!
Bir şey, kendinize ne kadar tekrar ederseniz başınıza gelirmiş. Yıllar boyu kadınlara “hafif içki” öylesine dayatılmış ki gerek kendileri gerekse etrafındakiler buna inanmış ve yüksek alkollü içkiler bir türlü kadınlarla özdeşleşememiş. Buna karşılık, Sümerler döneminde içki sunulan barların kadınlar tarafından yönetildiği düşünülürse medeniyetler içinde kadının içkiye uzak kalmasını gerektirecek bir sorun olmadığı anlaşılabilir. Bugün İngiltere’ye baktığımızda toplam viski tüketiminin ¼’ünü kadınlar gerçekleştirirken, İskandinav ülkelerinde de hatırı sayılır bir oran olduğunu söyleyebiliriz.
Şimdi: Whisky üzerine bir Case Study Gerçekleştirelim
Angela Howard, 37 yaşında, New York’ta yaşayan, tasarımcı bir hanımdır. Haftanın en az üç günü, iş çıkışı, 510 Hudson Street’te bulunan Employee’s Only” isimli bara gider ve orada genellikle tek başına 2 saat geçirir. Bu barı seçmesinin ilk sebebi barda bulunan whisky çeşitliliği, ikincisi ise işine yakın olmasıdır. Angela her gittiğinde whisky’nin engin dünyasını keşfetmek, onu daha yakından tanımak için ister Tennessee, ister Islay veya Irlanda, gözüne kestirdiğinden bir bardak sipariş ederek whisky ritüeline başlar. Yudumlarken notlarını alır, sonra bu yorumlarını blog’unda paylaşır.
Onu gözleyen bar sakinleri acaba ne düşünmektedirler?
Angela’nın “maskulin” bir kadın olduğu konusunda fikir birliğine varırlar. Çünkü onların gözünde kadın renkli, süslü içkilerle veya kahvenin, çikolatanın perdesindeki alkol çeşitleriyle mutlu olabilir. Yine onlara göre whisky imajı, en az orta yaşlı, oturaklı, hatta mümkünse sakallı adamlara mahsus bir görüntü olmalıdır. Oysa Angela, bardaki erkeklerin kapasitesini ve hırsını adeta taciz etmektedir.
Devamı sonra....

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder